Öykü
Ψ
Özgün

Koridor sonu yokmuşçasına uzanıyordu. Etrafta hiçbir lamba olmamasına rağmen garip, beyaz, loş bir ışıkla aydınlanmıştı. Sanki duvarlardan sızan bir ışıktı. Arkasına baktı. Koridor o yönde de uzanıyordu fakat bir süre sonra bulanıklaşıyor gibi görünüyordu. Bir süre durdu ve ne yapacağını bilemeden seyretti.

devamı...
Öykü
Yitik
Özgün

Bir, iki, üç, dört ve dön.

Rutubet, küf ve lağım kokusu. Ne yazık ki, yeterince baskın değil. Düşünmek hala mümkün. Sorun biraz da bu aslında. Sürekli düşünmek. Hatalar silsilesi bir hayat.

Bir, iki, üç, dört ve dön.

Geçmiş aptallıklar yavaş çekim bir film gibi gözümün önündeler. Yine de hepsi sinemada film öncesi çıkan fragmanlar gibi sönük. Ve hepsi esas film olan ve burada olma sebebim son aptallığım için ısınma turları gibi kalıyorlar.

devamı...
Öykü
Meçhul
Özgün

Yazılma tarihi yeni olsa da, bu kısa öykü aslında iki seneye yakın zamandır, kimi zaman bir kabus gibi, kafamda dönüp duruyor, kendini şekillendiriyordu. Sonunda yazıya geçirdiğimde de bir bakıma kendi kendini yazdırdı.

Gözlerini açtı. Önünde bir grilik vardı. Kulaklarında bir uğultu. Grilik netleşti. Bulut oldu. Uğultu devam ediyordu. Arada çatırtıya benzer sesler seçtiğini zannetti. Bir süre öylece yattı. Doğrulmaya çalıştı. Karnındaki tarif edilemez ağrılar yüzünden vazgeçti. Gözlerini kapattı…

devamı...
Öykü