<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avaris</title>
	<atom:link href="http://www.avaris.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.avaris.gen.tr</link>
	<description>...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Nov 2011 00:09:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Kayıp bilimkurgular &#8211; &#8220;1&#8243;</title>
		<link>http://www.avaris.gen.tr/2011/kayip-bilimkurgular-1</link>
		<comments>http://www.avaris.gen.tr/2011/kayip-bilimkurgular-1#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Nov 2011 23:46:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Avaris</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avaris.gen.tr/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Bir süre önce bilimkurgu listelerini tarayıp kaliteli ama çok göz önüne çıkmamış filmleri derledim. İzledikçe yorumlarımla birlikte paylaşma gereği hissettim. Zamanla uzayacak bir liste olmasını bekliyorum. İzleme sırası dışında bir sıralama gözetmeden listeliyorum. ~~~~ Primer [2004] Bir grup mühendis ve arkadaş garajlarında çeşitli makineler yaparlar. Bir gün yaptıkları bir makinenin zaman konusunda ilginç bir özelliğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bir süre önce bilimkurgu listelerini tarayıp kaliteli ama çok göz önüne çıkmamış filmleri derledim. İzledikçe yorumlarımla birlikte paylaşma gereği hissettim. Zamanla uzayacak bir liste olmasını bekliyorum. İzleme sırası dışında bir sıralama gözetmeden listeliyorum.</em><br />
<span id="more-165"></span></p>
<p style="text-align: center; color: #888888;">~~~~</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.imdb.com/title/tt0390384/">Primer</a></p>
<p style="text-align: center; color: #888888;">[2004]</p>
<p style="padding-left: 30px; padding-right: 30px;">Bir grup mühendis ve arkadaş garajlarında çeşitli makineler yaparlar. Bir gün yaptıkları bir makinenin zaman konusunda ilginç bir özelliğini keşfederler ve böyle devam eder.</p>
<p>Zaman paradoksuna yönelik bir film. Düşük bütçeli olduğu için pek bir efekt beklenmesin. Muhabbetler bol miktarda &#8220;bilimsel&#8221; terim üzerinden döndüğü için takip etmesi biraz zor olabilir. Filmin ikinci yarısından sonra ise ana konuyu takip etmek epey çaba gerektiriyor. Net olarak söyleyeyim, izlerken başıma ağrı girdi. Bir şeyler anladığınız ve güzel olduğu hissi verse de ikinci kez izlemem lazım tam takip edebilmek için.</p>
<p style="text-align: center; color: #888888;">~~~~</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.imdb.com/title/tt0156729/">Last Night</a></p>
<p style="text-align: center; color: #888888;">[1998]</p>
<p style="padding-left: 30px; padding-right: 30px;">Dünya yok olmadan birkaç saat önce. Ana karakter etrafındaki kişilerin buna hazırlanma ve bununla yüzleşme süreçleri&#8230;</p>
<p>Yine düşük bütçeli ve yavaş tempolu bir film. Yavaşlığının Kanada yapımı olmasıyla bir ilgisi olabilir. Daha çok psikolojik bir inceleme tadında ilerliyor. Ben sevdim. Bu tarz filmleri seviyorsanız denenebilir.</p>
<p style="text-align: center; color: #888888;">~~~~</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.imdb.com/title/tt0089869/">The Quiet Earth</a></p>
<p style="text-align: center; color: #888888;">[1985]</p>
<p style="padding-left: 30px; padding-right: 30px;">Bir adam uyandığında dünyadaki herkes kaybolmuştur. Neler olduğu anlamaya çalışırken birkaç yol arkadaşı daha bulur ve beraber olayları çözmeye çalışırlar.</p>
<p>Last Night ile aynı tarzda bir film. Biraz daha fazla açık kapı ve yoruma yer bırakıyor. Yine sevdim.</p>
<p style="text-align: center; color: #888888;">~~~~</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.imdb.com/title/tt0067756/">Silent Running</a></p>
<p style="text-align: center; color: #888888;">[1972]</p>
<p style="padding-left: 30px; padding-right: 30px;">Dünyanın ekosistemi yok olmaya yüz tutmuştur. Mevcut canlı hayatını korumak için örnekler uzay gemilerinde yetiştirilerek korunmaya çalışılmaktadır. Bir gün hükümet projeyi iptal ederek örnekleri yok etmeye karar verince &#8220;bakıcı&#8221;lardan birisi isyan eder.</p>
<p>İçerik benim ağız tadım için fazla &#8220;çevreci&#8221; ve &#8220;kör göze parmak&#8221; kaçsa da sevdim. Hatta bu yüzden, sevmeme şaşırdım. Bittiğinde buruk bir tad bırakıyor. Zamanına göre efektler güzel ve göze batmıyor (Yönetmen, 2001: A Space Odyssey filminin efekt sorumlusuymuş).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avaris.gen.tr/2011/kayip-bilimkurgular-1/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahya Kemal Beyatlı &#8211; &#8220;Sessiz Gemi&#8221;</title>
		<link>http://www.avaris.gen.tr/2011/yahya-kemal-beyatli-sessiz-gemi</link>
		<comments>http://www.avaris.gen.tr/2011/yahya-kemal-beyatli-sessiz-gemi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 11:08:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Avaris</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yahya K. Beyatlı]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Alıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avaris.gen.tr/?p=172</guid>
		<description><![CDATA[Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu. Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artık demir almak günü gelmişse zamandan,<br />
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.</p>
<p>Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;<br />
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.</p>
<p>Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,<br />
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.</p>
<p>Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.<br />
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.</p>
<p>Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;<br />
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.</p>
<p>Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.<br />
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avaris.gen.tr/2011/yahya-kemal-beyatli-sessiz-gemi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahar temizliği</title>
		<link>http://www.avaris.gen.tr/2011/bahar-temizligi</link>
		<comments>http://www.avaris.gen.tr/2011/bahar-temizligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Mar 2011 03:24:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Avaris</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müsvedde]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avaris.gen.tr/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Yeni tasarım on günü bulan bir çabanın sonunda bitti ve huzurda. Sağ sol temizleyip, göze daha hoş gelen bir şekle sokmaya çalıştım. Görsel tasarım dışında, ufak tefek değişiklikler de mevcut.  Programlama ve Tavsiye Yazılım kısımlarını şimdilik kaldırdım. Programlama daha ciddi içeriğe sahip olduğunda geri gelecek. Tavsiye Yazılım ise benden başkasına hizmet etmiyor sanırım. Belki ilerleyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni tasarım on günü bulan bir çabanın sonunda bitti ve huzurda.</p>
<p>Sağ sol temizleyip, göze daha hoş gelen bir şekle sokmaya çalıştım. Görsel tasarım dışında, ufak tefek değişiklikler de mevcut. <em></em></p>
<p><em>Programlama</em> ve <em>Tavsiye Yazılım</em> kısımlarını şimdilik kaldırdım. <em>Programlama</em> daha ciddi içeriğe sahip olduğunda geri gelecek. <em>Tavsiye Yazılım</em> ise benden başkasına hizmet etmiyor sanırım. Belki ilerleyen zamanlarda tekrar dahil olur.</p>
<p><em><a href="http://www.avaris.gen.tr/photo.php">Fotoğraf</a></em> kısmı yenilendi. Eski sıkıcı Flash tabanlı galeri arayüzü yerine temiz ve biraz daha kullanışlı olduğunu düşündüğüm bir arayüz yazdım. Fotoğraflarımın çalınması gibi dertlerim zaten yok. Kullanıma açıklar. Muhtemelen <a href="http://creativecommons.org/">Creative Commons</a> lisansı eklerim.</p>
<p>Genel yapı budur, ama ufak tefek eklemeler gelebilir.</p>
<p>İçeriğe dair daha güncel olma sözü vermekten uzak dursam da, çaba göstereceğim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avaris.gen.tr/2011/bahar-temizligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ψ</title>
		<link>http://www.avaris.gen.tr/2010/%cf%88</link>
		<comments>http://www.avaris.gen.tr/2010/%cf%88#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 17:47:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Avaris</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avaris.gen.tr/blog/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[Koridor sonu yokmuşçasına uzanıyordu. Etrafta hiçbir lamba olmamasına rağmen garip, beyaz, loş bir ışıkla aydınlanmıştı. Sanki duvarlardan sızan bir ışıktı. Arkasına baktı. Koridor o yönde de uzanıyordu fakat bir süre sonra bulanıklaşıyor gibi görünüyordu. Bir süre durdu ve ne yapacağını bilemeden seyretti. &#8230; Keşfetme duygusu kontrolü ele geçirince yürümeye başladı. Biraz ilerledikten sonra, sağda ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koridor sonu yokmuşçasına uzanıyordu. Etrafta hiçbir lamba olmamasına rağmen garip, beyaz, loş bir ışıkla aydınlanmıştı. Sanki duvarlardan sızan bir ışıktı. Arkasına baktı. Koridor o yönde de uzanıyordu fakat bir süre sonra bulanıklaşıyor gibi görünüyordu. Bir süre durdu ve ne yapacağını bilemeden seyretti.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Keşfetme duygusu kontrolü ele geçirince yürümeye başladı. Biraz ilerledikten sonra, sağda ve solda kapılar olduğunu farketti. Kendilerini belli etmeye çalışmayan ama orada olduğu farkedilen kapılar. Daha dikkatli baktığında kapılar üzerinde yazılar olduğunu gördü. Ya da en azından yazı olduğunu düşüdüğü şeyler, çünkü ne kadar dikkatli baksa da okuyamadığını farketti. Bulanıklaşıp, karışma eğilimdeydiler. Bir süre daha yürüdükten sonra, belirsiz bir dürtüyle durdu. Solundaki kapılardan birinde bir farklılık vardı. Diğer kapıların aksine kırmızımsı bir rengi vardı ve biraz daha parlak gibiydi. Girmemesi için isyan eden tüm dürtülerini bir kenara atıp kapıyı açtı ve içeri adım attı.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Oda sıradan görünüyordu. Koridordakine benzer şekilde duvarlardan sızan bir ışıkla aydınlanıyordu. Sağ taraftaki kare pencere dışarıya açılan tek bağlantı gibiydi. Dışarıda temiz bir bahar sabahını andıran bir manzara vardı. Aniden içinde kabaran bir endişeyle arkasını döndü. Girdiği kapının yerinde pürüzsüz bir duvar vardı. İnanmayarak ilerleyip duvara dokundu. Çıkış yoktu. Odaya göz attı. Bir masa ve sandalye dışında boştu. Pencereden bakarak, masada oturarak vakit geçirmeye çalıştı. Zaman ilerlemiyor gibiydi. Bir süre sonra köşedeki yatağı farketti. Hep orada mıydı? Sonradan mı belirmişti? Anlayamadı. Bir süre daha oyalandıktan sonra yatmaya karar verdi.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Gözlerini kapaması ve açması arasında hiç zaman geçmemiş gibiydi. Pencereden dışarı baktığında aynı bahar sabahı manzarasıyla karşılaşınca bu düşüncesini doğruladığını düşündü. Ama odada bir farklılık vardı. Karşısında bir kapı duruyordu. Hatırlayabildiği kadarıyla girdiği tarafta değil, tam karşı tarafta belirmişti. Şekil olarak odaya girerken kullandığı kapıyı andırıyordu, fakat içten gelen kırmızı rengi daha koyu ve daha berligin gibiydi. Bir süre kapıyı şüpheyle süzüp ne yapacağına karar vermeye çalıştı. Sonra düşünmenin anlamsız olduğuna karar verip kapıya doğru ilerledi ve açtı.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>İçeri girdiği yeni oda bir öncekinin neredeyse aynısıydı. Pencereden gördüğü kadarıyla bahar havasının yerini kış öğleden sonrası almış gibiydi. Oda ise girdiği kapıya benzer şekilde koyu kırmızı bir ışıkla parlıyordu. Yatağı görmeyi bekleyerek köşeye baktı ve görünce mutlu oldu. Yorgun hissediyordu. Yatağa gidip yattı.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Uyandığında &#8211; belki de hiç uyumamıştı ama kendini dinlenmiş hissediyordu &#8211; odayı bıraktığı gibi buldu. Yine de rahatsızlık veren bir farklılık vardı. Diğer köşede bir sehpa üzerinde bir radyo görünüyordu. Eski ahşap kasalı düğmeli radyolardan biriydi. Çekinerek düğmeyi çevirip açtı. Çalan müzik tuhaf bir biçimde tanıdık geliyordu. Gitar sesini ayırt edebiliyordu ama melodinin ne olduğunu hatırlayamamak rahatsızlık verdi. Bir süre dinledikten sonra kapatmaya yeltendiyse de düğmeler işlevsizlemiş gibiydi. Radyo çalmaya devam ediyordu. Huzursuzluk içinde yatağa dönüp gözlerini kapadı. Gözlerini açtığında ne kadar zaman geçtiğini veya zaman geçip geçmediğini anlayamadı. Radyo aynı melodiye devam ederken dışarıdaki manzarada da bir değişiklik yoktu. Oda, aynı bıkkınlık veren kırmızı ışıkla aydınlanmaya devam ediyordu. Girdiği kapı tarafına boş bir duvar göreceğini bile bile baktı ve üzülerek hayal kırıklığına uğramadığını gördü. Yatağa geri dönüp gözlerini kapadı.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>O tanıdık zamansızlık hissiyle gözlerini açtı. Değişikliği hemen farketti. Odaya girdiğinin aksi yönünde iki ayrı kapı duruyordu. Birisi gök mavisini andıran bir tonda parlıyordu. Diğeri ise tuhaftı. Hala kırmızı olduğu hisedilebiliyordu ama sanki siyah bir ışık yayıyor gibiydi. Anlam veremeden bir süre kapıları seyretti. Radyodaki melodi kurak tırmalayan tanıdıklıkla devam etse de canlanmış gibiydi. Odadan dışarı çıkma hissiyle çepeçevre sarıldı. Bütün mantık hücreleri itiraz çığlıkları atmasına rağmen siyah-kırmızı kapıya ilerledi ve açtı. Ardında görünür bir şey yoktu. Zihninin arka planındaki çığlıklara rağmen karanlığa adım attı.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>İçeri adım attığında iki büklüm bir şekilde yere kapaklanmak zorunda kaldı. Karnındaki sancı hareket etmesini imkansız kılıyordu. Bir tabak kırık cam yutmuş gibi hissediyordu. Gözleri sımsıkı kapalı bir şekilde nefes almak için çaba göstererek öylece yattı. Ne kadar zaman geçtiğini hala anlayamıyordu fakat zamansızlık hissini artık kanıksamış gibiydi. Sonunda rahatlar gibi olduğunda gözlerini açtı. Veya açamadı. Fark yok gibiydi. Her şekilde zifiri bir karanlıkla sarılı durumdaydı. Karanlığı sevdiğini zannederdi ama yine de içten içe bir panik duygusunun berlimeye bağladığını farketti. Doğrulup el yordamıyla girdiği kapıyı bulmaya çalıştı. Kapı her zamanki gibi orada değildi. Odanın kalanını elleri ile keşfetmeye çalışma fikri içindeki panik duygusuyla pek iyi anlaşamadı. Yere çöküp girdiği kapının olması gerektiği duvara sırtını dayadı. Gözlerini kapadı.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Gözlerini açarsa, kapalı halinden farklı bir şey göremeyeceğinden korkarak öylece oturdu. Odaya girmeden önce kafayı yedireceğini düşündüğü radyoyu özlediğini farketti. Sinir bozucu melodiyi mutlak sessizliğe tercih ederdi. Her türlü duyusundan mahrum şekilde yokluğa adım atmış gibiydi. Yokluğun huzur verici olduğunu düşünürdü. Ama buradaki sorun yokluğun bilincinde olmasıydı. Zamanın geçip geçmediğini kestiremiyordu. Bir şekilde cesaretlenerek gözlerini açmaya karar verdi ve açtı.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Siyahlık yer yer koyu gri ile yer değiştirmişti. Gözleri mi alışmıştı yoksa ışık mı girmeye başlamıştı tam ayırt edemedi. Ama sonuç olarak odayı belli belirsiz seçebiliyordu. Görebildiği kadarıyla dikdörtgen bir odaydı. Kalkıp yürümeye başladı. Oda, yaklaşık dört adıma beş adım boyundaydı. Ve tamamen boştu. Uzun olan durvarlardan birinin yerinde parmaklık vardı. Ama parmaklığın arkasını ve orada ne olduğunu bu karanlıkta seçmesi mümkün değildi. Zihninin mutlak boşlukla dolmasına engel olmak için boş odada yürümeye başladı. Ölçüsüz br süre boyunca bu ritüelle zihnini avuttu. Yorulmaya başladığında kalktığı yere dönüp oturdu. Sırtını dayayıp farklı bir karanlığa geçmek için gözlerini kapadı.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Gözlerini açtı ve tanıdık grilikle sarıldı. Etrafının saran griliğin tonu biraz daha açılmış gibiydi. Belki ışık kuvvetlenmişti. Belki de yanlış hatırlıyordu. Hafızasına güvenip güvenmemek konusunda şüpheleri vardı. Ama artık odayı daha net seçebildiği kesindi. Parmaklıkların arkası ise belirsizliğinden hala feragat etmemişti. Odada yeni bir şey olmadığını düşündüğü anda karşısındaki dikdörtgeni farketti. Odayı aydınlatan grilikle bütünleşmiş gibiydi ama dikkatli bakılırsa hatlarını seçmek mümkündü. Bir süre herhangi bir şey düşünmeden dikdörtgeni izledi ve bir anda bunun kapı olduğunun farkına vardı. Kapının arkasında daha kötü bir şeyle karşılaşma endişesiyle öylece bakarak oturdu. Bundan önce geçtiği her kapı onu daha kötü bir duruma itelemiş gibiydi. Sonunda kararsızlığını yenip kapıyı açma cesaretini buldu ve adımını attı.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Beyazlıkla sarıldı. Karanlıktan sonra gözlerinin ışığa alışması zaman aldı. Kendisini başladığı koridorda buldu. Koridor aynıydı ama farklıydı. Başlangıçsızlık hissini aynı şekilde veriyordu, fakat hatırlayabildiği kadarıyla kapılar farklıydı. Sessiz bir dinginlikle kıpırdamadan seyretti. Ne yapacağından emin değilmiş gibi kararsızlık içinde durdu. Bir süre sonra yürümeye başladı. Çok ilerlemeden sol tarafındaki mavilik dikkatini çekti. Mavi. Kapı. Odada gördüğünün aynısı gibiydi. Diğer kapılardan ayrılıyordu, bu kadarı kesindi, ama kırmızı kapı gibi hipnotize ederek girmesini sağlamaya çalışıyor görünmüyordu. Buna rağmen, girmenin kendi isteği ve kararı olduğunu bilerek, kapıyı açtı ve içeri girdi.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Oda öncekilerle neredeyse aynıydı. Bir yatak, bir pencere ve köşede duran radyo. Biraz odada dolaştıktan sonra pencereden dışarıyı seyretti. Ilık bir bahar günbatımını andıran bir hava vardı. Bahar güneşinin ışıkları etrafı kızıla boyamıştı. Biraz uzakta bir oda seçilebiliyordu. Dikkatli baktığında bunun ilk girdiği kırmızı oda olduğunu farketti. Tepki olarak midesinden gelen bir burkulma hissetti. Bir süre bu karışık duyguya direnmeye çalıştı, fakat sonunda pencereden uzaklaşmak zorunda kaldı. Odaya döndüğünde odanın mavi bir ışıkla aydınladığı dikkatini çekti. Mavinin genelde soğuk olduğu izlenimi aklına geldi. Buradaki mavi ton huzur veriyordu. Ürkek adımlarla radyoya yaklaştı ve açtı. Bu sefer bir piyano resitali vardı. Yine tanıdık bir melodiydi. Müzik, odanın huzur veren atmosferine katkı sağlamıştı. Yatağa yöneldi ve uzandı. Kendisini müziğin ritmine bırakarak gözlerini kapadı&#8230;</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Avaris<br />
19.08.2010 02:51</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avaris.gen.tr/2010/%cf%88/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Can Yücel &#8211; &#8220;Gitmek&#8221;</title>
		<link>http://www.avaris.gen.tr/2009/can-yucel-gitmek</link>
		<comments>http://www.avaris.gen.tr/2009/can-yucel-gitmek#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 03:12:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Avaris</dc:creator>
				<category><![CDATA[Can Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Alıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avaris.gen.tr/blog/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara… Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam aynı şey… Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. Öyle &#8220;yanına almak istediği üç şey&#8221; falan yok. Bir kendisi. Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün demektir. Keşke kendini bırakıp gidebilse insan. Ama olmuyor. Hadi kendimize razıyız diyelim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugünlerde herkes gitmek istiyor.<br />
Küçük bir sahil kasabasına,<br />
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…</p>
<p>Hayatından memnun olan yok.<br />
Kiminle konuşsam aynı şey…<br />
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.</p>
<p>Öyle &#8220;yanına almak istediği üç şey&#8221; falan yok.<br />
Bir kendisi.<br />
Bu yeter zaten.<br />
Her şeyi, herkesi götürdün demektir.<br />
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.<br />
Ama olmuyor.</p>
<p>Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.<br />
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.</p>
<p>Böyle gidiyoruz işte.<br />
Bir yanımız &#8220;kalk gidelim&#8221;,<br />
öbür yanımız &#8220;otur&#8221; diyor.</p>
<p>&#8220;Otur&#8221; diyen kazanıyor.<br />
O yan kalabalık zira…<br />
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,<br />
Güvende olma duygusu…<br />
En kötüsü alışkanlık.<br />
Alışkanlığın verdiği rahatlık,<br />
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.<br />
Kalıyoruz…<br />
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.</p>
<p>Evlenmeler…<br />
Bir çocuk daha doğurmalar…<br />
Borçlara girmeler…<br />
İşi büyütmeler…<br />
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.</p>
<p>Misal ben…<br />
Kapıdaki Rex&#8217;i bırakıp gidemiyorum.<br />
Değil bu şehirden gitmek,<br />
İki sokak öteye taşınamıyorum.<br />
Alıp götürsem gelmez ki…<br />
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,<br />
Herkes onu, o herkesi seviyor.<br />
Hangi birimizle gitsin?</p>
<p>&#8220;Sırtında yumurta küfesi olmak&#8221; diye bir deyim vardır;<br />
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,<br />
Kendi imalatımız küfeler.</p>
<p>Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.<br />
Ölüm var zira.<br />
Ölüme inat tutunmak lazım,<br />
İnadına kök salmak lazım.</p>
<p>Bari ufak kaçışlar yapabilsek.<br />
Var tabii yapanlar, ama az.<br />
Sadece kaymak tabakası.<br />
Hepimiz kaçabilsek…<br />
Bütçe, zaman, keyif… Denk olsa.<br />
Gün içinde mesela…<br />
Küçücük gitmeler yapabilsek.</p>
<p>Ne mümkün.<br />
Sabah 9, akşam 18<br />
Sonra başka mecburiyetler<br />
Sıkışıp kaldık.<br />
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli<br />
Bu kadar ağır olmamalı.</p>
<p>Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.<br />
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.<br />
Ne saçma…<br />
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?<br />
Galiba.</p>
<p>Ben her bahar aşık olmam ama<br />
Her bahar gitmek isterim.<br />
Gittiğim olmadı hiç,<br />
Ama olsun…<br />
İstemek de güzel.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avaris.gen.tr/2009/can-yucel-gitmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Portfolyo</title>
		<link>http://www.avaris.gen.tr/2009/portfolyo</link>
		<comments>http://www.avaris.gen.tr/2009/portfolyo#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 23:46:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Avaris</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avaris.gen.tr/blog/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[deviantART&#8216;ı, siteme eklemlenme sırasında çıkardığı problemler yüzünden sağ taraftan kaldırmak zorunda kalmıştım. Üyeliğim hala mevcut ve fotoğraflarımı orada paylaşmaya devam ediyorum. Fakat bu site üzerinden de paylaşma ihtiyacı üzerine basit, sade ve isteklerime cevap verecek bir flash albüm programı aramaktaydım. Nihayetinde simpleviewer&#8216;ın bu kriterlere uygun olduğuna karar verdim. Sonuç olarak portfolyoma bu siteden de ulaşılabiliyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.deviantart.com">deviantART</a>&#8216;ı, siteme eklemlenme sırasında çıkardığı problemler yüzünden sağ taraftan kaldırmak zorunda kalmıştım. <a href="http://earenher.deviantart.com">Üyeliğim</a> hala mevcut ve fotoğraflarımı orada paylaşmaya devam ediyorum. Fakat bu site üzerinden de paylaşma ihtiyacı üzerine basit, sade ve isteklerime cevap verecek bir flash albüm programı aramaktaydım. Nihayetinde <a href="http://www.simpleviewer.net/simpleviewer/">simpleviewer</a>&#8216;ın bu kriterlere uygun olduğuna karar verdim. Sonuç olarak portfolyoma bu siteden de ulaşılabiliyor. Üstteki menüden <a href="http://www.avaris.gen.tr/photo/index.html">Fotoğraf</a> yazan bağlantıya tıklamanız yeterli.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avaris.gen.tr/2009/portfolyo/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Can Yücel &#8211; &#8220;Bağlanmayacaksın&#8221;</title>
		<link>http://www.avaris.gen.tr/2009/can-yucel-baglanmayacaksin</link>
		<comments>http://www.avaris.gen.tr/2009/can-yucel-baglanmayacaksin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 22:40:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Avaris</dc:creator>
				<category><![CDATA[Can Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Alıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avaris.gen.tr/blog/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. &#8220;O olmazsa yaşayamam.&#8221; demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.<br />
&#8220;O olmazsa yaşayamam.&#8221; demeyeceksin.<br />
Demeyeceksin işte.<br />
Yaşarsın çünkü.<br />
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.<br />
Çok sevmeyeceksin mesela.<br />
O daha az severse kırılırsın.<br />
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,<br />
Senin onu sevdiğinden.<br />
Çok sevmezsen, çok acımazsın.<br />
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.<br />
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.<br />
Senin değillermiş gibi davranacaksın.<br />
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.<br />
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.<br />
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.<br />
Paldır küldür yürüyebileceksin.<br />
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,<br />
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.<br />
Gökyüzünü sahipleneceksin,<br />
Güneşi, ayı, yıldızları&#8230;<br />
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.<br />
&#8220;O benim.&#8221; diyeceksin.<br />
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin&#8230;<br />
Mesela gökkuşağı senin olacak.<br />
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.<br />
Mesela turuncuya, yada pembeye.<br />
Ya da cennete ait olacaksın.<br />
Çok sahiplenmeden,<br />
Çok ait olmadan yaşayacaksın.<br />
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,<br />
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.<br />
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avaris.gen.tr/2009/can-yucel-baglanmayacaksin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>photoSIG</title>
		<link>http://www.avaris.gen.tr/2009/photosig</link>
		<comments>http://www.avaris.gen.tr/2009/photosig#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 23:09:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Avaris</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avaris.gen.tr/blog/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğrafçılığı sanat olarak görenlerin ve kendini geliştirmek isteyenleri derdi çok aslında. Ekipmanı tanımak ve teknik detaylarda boğulmak işin bir kısmını oluşturuyor. Elbette diğer önemli kısım bolca fotoğraf çekmek. Ama haybeye fotoğraf çekmenin de çok faydası görülemeyebilir. Temel ihtiyaç, fotoğraflarınızı beğeniye sunmak ve size nerede, ne yaparsanız daha iyi olacağını söyleyecek birilerini bulmakta. Bu boşluğu genelde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fotoğrafçılığı sanat olarak görenlerin ve kendini geliştirmek isteyenleri derdi çok aslında. Ekipmanı tanımak ve teknik detaylarda boğulmak işin bir kısmını oluşturuyor. Elbette diğer önemli kısım bolca fotoğraf çekmek. Ama haybeye fotoğraf çekmenin de çok faydası görülemeyebilir.</p>
<p>Temel ihtiyaç, fotoğraflarınızı beğeniye sunmak ve size nerede, ne yaparsanız daha iyi olacağını söyleyecek birilerini bulmakta. Bu boşluğu genelde &#8220;fotoğraf kritik siteleri&#8221; dolduruyor. Bir avuç dolusu bu hizmete yönelik site var. Türkçe hizmet veren bir elin parmağı kadar &#8220;adam akıllı&#8221; site de var lakin görebildiğim kadarıyla hiçbirisi &#8220;kanka ortamı/ana sayfa çılgınlığı&#8221; olmanın ötesine geçemiyor. Epey bir kısmını denediğimi de söyleyebilirim. Her birini teker teker bahis konusu yapmakla uğraşmayacağım. Zira, bunların içinden bir tanesi, benim açımdan, açık ara öne çıkarak sıyrılıyor: <a href="http://www.photosig.com">photoSIG</a>.</p>
<p>Sitenin temel dezavantajı,  en azından memleketim insanı açısından düşünülürse, İngilizce olması. Bunun üstesinden gelebiliyorsanız, fotoğraf kritiği için mükemmel bir ortama geldiğiniz göreceksiniz. Çünkü site tamamen fotoğraf kritiği üzerine kurulu. Her kullanıcının yüklediği fotoğraf başına 3 kritik yapmasını öneriyorlar. Öneriyorlar dediğime bakılmasın, aslında katı olmasa da belli yaptırımlar uygulanıyor. Ağırlıklı olarak fotoğraf yükleyen ama yeterince kritik yapmayan kullanıcıların fotoğrafları artık kritik almamaya başlayabiliyor. Ya da yöneticiler tarafından kritiğe kapanabiliyor.</p>
<p>Fotoğrafa yeni başlamış birinin bir fotoğrafı nasıl eleştirebileceğini düşünenler olabilir, ben düşündüm oradan biliyorum. Başta bu sebeple biraz kaçındığımı da itiraf etmeliyim. Sitenin güzel tarafı ise herkesi, evet herkesi, eleştiri yapmak için teşvik ediyor olması. Bunun faydasını zamanla görüyorsunuz. Bir fotoğrafa kritik yazmak aslında zor bir süreç. Fotoğrafı incelemeli, nerede sorun olduğunu ortaya çıkarmalı ve ardından buna yönelik çözüm önermeniz gerekiyor. Bu sürecin eğitici yanını işin içine girdiğiniz andan itibaren farkediyorsunuz. Çünkü neyi, nasıl daha iyi yapacağınızı farkedip söylemek, bunu birinin size söylemesinden daha iyi öğrenmenizi sağlıyor, kuşkusuz. Çok geçmeden anladım ki, yazdığım eleştiriler, aldığım eleştirilerden (ki içerik olarak bunların da fazlasıyla dolu olduklarını söylemeden geçemeyeceğim) daha fazla bana katkı sağladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avaris.gen.tr/2009/photosig/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Six Feet Under&#8221;</title>
		<link>http://www.avaris.gen.tr/2009/six-feet-under</link>
		<comments>http://www.avaris.gen.tr/2009/six-feet-under#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 20:10:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Avaris</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dizi]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avaris.gen.tr/blog/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[Brenda: I think it&#8217;s all just totally random. [Her şeyin rastgele olduğunu düşünüyorum.] Nate: Really? [Gerçekten mi?] Brenda: Yeah. We live, we die, ultimately nothing means anything. [Evet. Yaşıyoruz, ölüyoruz, nihayetinde hiçbir şeyin bir anlamı yok.] Nate: How can you live like that? [Bu şekilde nasıl yaşayabiliyorsun?] Brenda: I dunno, sometimes I wake up so [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Brenda:</strong> I think it&#8217;s all just totally random.<br />
<em> [Her şeyin rastgele olduğunu düşünüyorum.]</em><br />
<strong>Nate:</strong> Really?<br />
<em> [Gerçekten mi?]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> Yeah. We live, we die, ultimately nothing means anything.<br />
<em> [Evet. Yaşıyoruz, ölüyoruz, nihayetinde hiçbir şeyin bir anlamı yok.]</em><br />
<strong>Nate:</strong> How can you live like that?<br />
<em> [Bu şekilde nasıl yaşayabiliyorsun?]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> I dunno, sometimes I wake up so fucking empty I wish I was never born, but what choice do I have?<br />
<em> [Bilmiyorum, bazen uyandığımda öyle boş hissediyorum ki, hiç doğmamış olmayı diliyorum. Fakat, zaten ne seçeneğim var ki?]</em></p>
<p>&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Six Feet Under&#8221;</strong>. Bilincime yerleşen en güzel ve en nefret edilesi dizi olma şansını elde etmişti. Damağınızda çıkan bir yara gibi, acı verdiğini bile bile tuhaf bir zevkle dilinizi götürdüğünüz.</p>
<p>Toplam 5 sezon sürmüş olan bu şaheseri, yakın zamanda tekrar izleme gibi bir gaflette bulundum. Üçüncü sezonu bitirmek üzereyken farkettim ki kafamdakileri yazıya dökmeden rahat edemeyeceğim.</p>
<p>Dizi, cenaze evi işletmecisi olan Nathaniel Sr. Fischer&#8217;ın zamansız ve trajik ölümü ile, işletmeyi devralan iki oğlu David &#8220;Dave&#8221; Fischer ve Nathanial &#8220;Nate&#8221; Jr. Fischer&#8217;ı ve nevrotik aile çevresini, ilişkilerini konu alıyor.</p>
<p>Ailedeki her bireyin itinayla işlendiğini dizinin başladığı andan itibaren hissetmeniz mümkün. Mükemmeliyetçi eşcinsel Dave&#8217;in herkesi memnun etme hastalığı ile kendisini keşfetme ve etrafına keşfettirme çabalarıyla boğuşurken, küçüklükten beri nefret ettiği işin başına geçmek zorunda kalan Nate&#8217;in bağlılık sorunları ve basitçe sorunlu ilişkileri ile de bunun üstüne tat katabiliyorsunuz. Kocasını kaybetmenin acısına, bir de onu aldatmış olmanın sorumlu suçluluk duygusunu ekleyen Ruth Fischer&#8217;ın depresyonun sınırlarındaki gezintisi zaman zaman seyirciyi zorlayabiliyor. Ailenin en küçüğü olmasına rağmen, ortamın tuhaf bir şekilde en olgun ve daha da tuhaf olarak en normal bireyi Claire Fischer bile zamanla dizinin havasına girerek iç çelişkilerine yenik düşüyor.</p>
<p>Her bölümün ardından bir tabak kırık cam yemiş gibi hissediyor olmam, buna rağmen devam eden bölümü seyretmek için zaman kaybetmemem kendimle ilgili bir şeyler de söylüyor olabilir.</p>
<p>&#8230;</p>
<p><strong>Nate:</strong> What about you saying that things happen that leave marks&#8230; in people, in space, in time?<br />
<em> [Peki, olayların insanlarda, uzayda, zamanda iz bıraktıkları ile ilgili söylediklerin?]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> Yeah that&#8217;s physics. Energy affecting matter. Talking to dead people is delusional.<br />
<em> [Evet, o fizik. Enerjinin maddeyi etkilemesi. Ölü insanlarla konuşmak ise sanrı.]</em><br />
<strong>Nate:</strong> So you definitely don&#8217;t believe in any kind of a life after death?<br />
<em> [Öyleyse ölümden sonra yaşamla ilgili hiçbir inancın yok?]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> I think people live on through the people they love, and the things they do with their lives.. if they manage to do things with their lives.<br />
<em> [Bence insanlar sevdikleri diğer insanlarda ve hayatlarında yaptıkları şeylerle yaşamaya devam ediyorlar... Eğer hayatlarında bir şeyler yapabilmişlerse.]</em><br />
<strong>Nate:</strong> But that&#8217;s it, that&#8217;s it? That&#8217;s all there is, there&#8217;s nothing more, there&#8217;s nothing like bigger?<br />
<em> [Yani, hepsi bu mu? Her şey bundan mı ibaret, daha büyük bir şey yok mu?]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> Just energy.<br />
<em> [Sadece enerji.]</em><br />
<strong>Nate:</strong> But there&#8217;s no plan, no-<br />
<em> [Ama hiçbir plan, hiçbir-]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> No, there&#8217;s definetely no plan. Just survival. Should I have ordered the salmon?<br />
<em> [Hayır, kesinlikle bir plan yok. Sadece hayatta kalma. Somon mu ısmarlasaydım?]</em><br />
<strong>Nate:</strong> Uh, I dont know. How can you live like that? I mean, what if you found out you were gonna die tomorrow?<br />
<em> [Ah, bilmiyorum. Nasıl bu şekilde yaşayabiliyorsun. Demek istediğim, ya yarın öleceğini öğrenseydin ne olurdu?]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> I&#8217;ve been prepared to die tomorrow since I was six years old.<br />
<em> [Ben yarın ölmeye, altı yaşımdan beri hazırlıklıyım.]</em><br />
<strong>Nate:</strong> Really?<br />
<em> [Gerçekten mi?]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> Yeah, pretty much. We never got butter.<br />
<em> [Evet, aşağı yukarı. Hiç yağımız olmuyor.]</em><br />
<strong>Nate:</strong> Well why since you were six?<br />
<em> [Peki, neden altı yaşından beri?]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> Because I read a report on the effect nuclear war would have on the world and it was pretty clear to me at that point that this was definitely gonna happen.<br />
<em> [Çünkü, nükleer bir savaşın dünya üzerindeki etkisi ile ilgili bir rapor okudum ve o andan itibaren böyle bir şeyin kesinlikle olacağını net olarak anladım.]</em><br />
<strong>Nate:</strong> When you were six?<br />
<em> [Altı yaşındayken?]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> And I wake up every day pretty much surprised that um.. everything is still here.<br />
<em> [Ve her sabah kalktığımda her şeyin hala yerinde olduğunu görmek şaşırtıyordu.]</em><br />
<strong>Nate:</strong> Well I dont understand how you can live like that.<br />
<em> [Bu şekilde nasıl yaşabildiğini anlayamıyorum.]</em><br />
<strong>Brenda:</strong> Well I thought we all did.<br />
<em> [Hepimizin böyle yaşadığını düşünmüştüm.]</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avaris.gen.tr/2009/six-feet-under/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fotoğraf, sanat ve deviantART</title>
		<link>http://www.avaris.gen.tr/2009/fotograf-sanat-ve-deviantart</link>
		<comments>http://www.avaris.gen.tr/2009/fotograf-sanat-ve-deviantart#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 16:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Avaris</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avaris.gen.tr/blog/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık bir buçuk sene önce fotoğraf çekmeye özenip &#8220;compact&#8221; tabir edilen doğrult-ve-çek tarzı bir makina [bkz: Canon IXUS 70] almıştım. Fakat elime alır almaz farkettim ki, bu bana yeterli gelmeyecekti. Birinci haftasını doldurmadan o makineyi ablama devredip DSLR makinelerin Nikon şubesinden giriş seviyesindeki D40&#8242;ı iki adet kit lensi ile birlikte [Nikkor 18-55mm ve Nikkor 55-200mm] [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık bir buçuk sene önce fotoğraf çekmeye özenip &#8220;compact&#8221; tabir edilen doğrult-ve-çek tarzı bir makina [bkz: Canon IXUS 70] almıştım. Fakat elime alır almaz farkettim ki, bu bana yeterli gelmeyecekti. Birinci haftasını doldurmadan o makineyi ablama devredip DSLR makinelerin Nikon şubesinden giriş seviyesindeki D40&#8242;ı iki adet kit lensi ile birlikte [Nikkor 18-55mm ve Nikkor 55-200mm] edindim. Geçenlerde kolleksiyonuma bir de Nikkor 50mm F1.8 ekleme şansını elde ettim.</p>
<p>Bir seneden fazla bir süredir, ara sıra vakit buldukça elimde makinemle fotoğraf avına çıkmak, çektiklerimi düzenlemek ve seçmek hayatıma renk katan ender ritüellerden birisi oldu. İnsanın zaman harcadığı konuda yetenek kazanması, kendini geliştirmesi kaçınılmaz olsa da kendimi hala ciddi anlamda çömez görmeye devam ediyorum.</p>
<p>Çektiğim fotoğraflardan gözüme takılanları burada, sayfamda paylaşmak aklımdaydı her zaman. Fakat, yakın bir zaman önce hatırıma düşen tarih öncesi <a href="http://earenher.deviantart.com/">deviantART üyeliğim</a>, fotoğraf paylaşımı için daha kullanışlı bir alternatif sağladı.  Sağ tarafa da son yüklediğim fotoğrafları gösteren bir panel ekledim. Bu sitede bir portfolyo sunma isteği hala devam ediyor fakat tatmin edici bir sistem kurana kadar deviantART bu işlevi yerine getirecek gibi duruyor.</p>
<p>Belki ileride fotoğrafçılık ile ilgili deneyimlerime dair bir şeyler karalamayı düşünebilirim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avaris.gen.tr/2009/fotograf-sanat-ve-deviantart/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

