Uzaklaşmak istiyorum.
Her şeyden.
Neden, niye, nasıl sorularından uzakta.
Düşünmenin olmadığı bir diyarda.
Yokluktan daha eksik bir mekanda.
Ölmeyi değil…
Hiç doğmamış olmayı istiyorum.
…
Avaris
03.12.2008 04:09
Uzaklaşmak istiyorum.
Her şeyden.
Neden, niye, nasıl sorularından uzakta.
Düşünmenin olmadığı bir diyarda.
Yokluktan daha eksik bir mekanda.
Ölmeyi değil…
Hiç doğmamış olmayı istiyorum.
…
Avaris
03.12.2008 04:09
It little profits that an idle king,
By this still hearth, among these barren crags,
Match’d with an aged wife, I mete and dole
Unequal laws unto a savage race,
That hoard, and sleep, and feed, and know not me.
I cannot rest from travel: I will drink
Life to the lees: All times I have enjoy’d
Greatly, have suffer’d greatly, both with those
Bir, iki, üç, dört ve dön.
Rutubet, küf ve lağım kokusu. Ne yazık ki, yeterince baskın değil. Düşünmek hala mümkün. Sorun biraz da bu aslında. Sürekli düşünmek. Hatalar silsilesi bir hayat.
Bir, iki, üç, dört ve dön.
Geçmiş aptallıklar yavaş çekim bir film gibi gözümün önündeler. Yine de hepsi sinemada film öncesi çıkan fragmanlar gibi sönük. Ve hepsi esas film olan ve burada olma sebebim son aptallığım için ısınma turları gibi kalıyorlar.
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Mesela bir barikatta dövüşerek
mesela kuzey kutbunu keşfe giderken
mesela denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Babil’de kızınca Tanrılar,
Dilleri ayırdılar.
Fakat dillerle birlikte
Zihinleri de ayırmış olmalılar.
Yoksa birinin “kardeş” dediğine,
Diğeri farklı bir isim verdi diye,
Başka bir şey dese bile,
Diyor diye,
Çıkmazdı bunca mesele.
…
Avaris
20.12.2007 22:44